Anasayfa / Haber Arşivi / ÖSP’NİN, KKP ADINI ALMA SÜREÇLERİ HAKKINDA!

ÖSP’NİN, KKP ADINI ALMA SÜREÇLERİ HAKKINDA!

BASINA VE KAMUOYUNA!

Gerek KKP ismini almaya hazırlanan ÖSP III. Genel Kongre tarihinin yaklaşması, gerek Avrupa’da partiden ayrılan bazı eski yoldaşlarımızın küfür ve hakaretle yüklü açıklamalarını sosyal medyada paylaşmaya devam etmeleri ve gerekse de ülkede, ayrıldığı son üç yıldan beri ÖSP’yi dağıtabilmek için özel bir siyaset izleyen ama yaptığı son açıklamayla “siyasi hakem” pozisyonuna bürünüp “aklıselim” nutukları atan yine eski yoldaşımız Aziz Mahmut Ak’ın açıklamaları üzerine kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bu açıklamanın yapılması zorunlu oldu. Bu açıklama, son üç yıldan beri partiye ve kadrolarımıza yapılan saldırılara cevap değil kamuoyunu bilgilendirme amaçlıdır. Cevap hakkımızı, gerek duyup karar verdiğimizde ayrıca kamuoyuyla paylaşacağız.

Mesele nedir? Bilgi olarak süreçleri özetleyelim;

I – İlk olarak 1997 yılında “Açık Parti tartışması (Newroz Kitap Dizisi)” başlığı taşıyan ve baskısı Temmuz 1997’de Gün Yayıncılık tarafından yapılan kitap ile açık-meşru parti tartışma sürecini başlatmıştık. Yani KKP saflarında açık parti tartışması yeni olmayıp 21 yıl öncesine dayanır! Sonra “Kürt Solu Kitap Dizisi” adıyla devam eden dizinin ilki olan kitap hazırlandığında şimdi Avrupa’da sosyal medya üzerinden ÖSP’ye ve Sinan Çiftyürek yoldaşa bolca küfürler yağdıranlardan bazıları ile ülkede bize haksız-dayanaksız saldırılar eşliğinde siyasi hakemliğe soyunan Aziz Mahmut Ak yoldaş o zaman yine parti saflarının dışındalar!

II – Bu ilk tartışmanın ardından Mezopotamya Sosyalist Partisi (MESOP) Girişimi başlatıldı. “Sorunlama Belgesi” olarak adlandırılan ve belli başlı ideolojik-politik-örgütsel sorunlar üzerinden yüzü 21.yüzyıla dönük bir tartışma kararı alındı, sürdürülen tartışmanın sonucunda, 2008 yılında “21.yy.da Özgürlük ve Sosyalizm Manifestosu” üretilerek hareketimizin bağlayıcı belgesi haline getirildi. “21.yy.da Özgürlük ve Sosyalizm Manifestosu” adlı belge üretilirken de bugün sosyal medya üzerinden partiye saldıran yoldaşlarımızın bazıları yine parti saflarında değillerdi dolayısıyla partinin ideolojik-teorik üretiminin dışındaydılar.

III – ÖSP’nin kuruluş çalışmalarında isim meselesi konuşulurken de üzerinde tartışılan isimlerden biri KKP idi. O zaman parti yapısı, yasa dışı KKP’nin var olduğu gerekçesinden dolayı değil koşulların bu isim için henüz uygun olmadığı üzerinden hareket ederek ÖSP’de karar kılındı ama KKP ismini alma meselesi hep gündemimizde kalmaya devam etti.

IV – Sonra Aralık 2013 tarihinde gerçekleştirilen ÖSP I. yani kuruluş kongresinde bazı yoldaşlarımız KKP isminin alınmasını yine önerdiler ancak Kongre çoğunluğu yine “henüz koşullar uygun değil” denilerek sonraya bırakılmasını uygun gördü.

V – ÖSP’nin Kasım 2015’te toplanan II. Genel Kongre öncesinde Malatya’daki I. Genel Konferanstaki tartışmalar sonucunda KKP isminin alınması çoğunluk tarafından uygun bulundu ve tasarının II. Kongreye sunulması kararlaştırıldı.  Kongre iradesi Konferans önerisini kabul etti ancak hayata geçirilmesini III. Genel Kongre’ye bıraktı. Bunlar olurken şimdi karşı çıkan yoldaşlarımızın temelde ÖSP’nin, KKP adını almaya itirazları yoktu tersine savunduklarına dair imzalı belgeleri var. İtirazları “koşullar ve zamanlamaya” ilişkindi.

ÖSP II. Genel Kongresine gönderdikleri “ÖZGÜRLÜK VE SOSYALİZM PARTİSİ (PARTÎYA AZADÎ Û SOSYALİZMÊ) ÖSP III. BÜYÜK OLAĞAN KONGRESİ DELEGELERİNE” başlıklı dört sayfalık metinde isimle ilgili kısımda;

“ÖSP’nin isim değişikliği yapması için bazı şartların olgunlaşması gerektiği düşüncesindeyiz. Bunun için TC Anayasası’nda ve yasalarında Kürdistan adıyla teşkilat kurma ile ilgili yasakların kalkması birinci koşuldur. İkinci koşul Kürt ve Kürdistan sözlerini duyunca çılgına dönen bir toplumun yaşadığı yerlerde bu tabelaları taşıyacak olan teşkilatlarımıza yönelecek muhtemel saldırılara göğüs gerebilecek güce sahip olmaktır. Üçüncü koşul, yıllar yılı faaliyet halinde bulunan ama Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki komünistlerin yasal parti kurmaya yönelmeleriyle onlara gelebilecek suçlamalara mani olmak maksadıyla ülkede örgütlenmeyi iptal edip yurtdışında varlığını sürdürmeye devam eden Kürdistan Komünist Partisi’nin tüzel kişiliğine kendi iradesiyle son vermesidir…” deniliyor. İmza; Hüseyin İşli, Nergis Kablan, Samet Erdoğdu, Kemal Bilget, Hüseyin Alataş ÖSP Kongresine gönderdikleri mesajlarında.

Dikkat edilirse; Avrupa’da bugün ÖSP, KKP adını almasın diye karşı çıkan yoldaşlarımız üç koşuldan ikisi işin zaman-mekan boyutuna ilişkindir ki ülkedeki kadrolar da birkaç kez aynı gerekçeyle KKP ismini almayı geriye atmıştı. Ayrıca adında Kürdistan bulunan dört partinin teşkilatlarını kurduklarını yani yasal olarak var olduklarını bilmeyene hatırlatalım.  Üçüncü koşula gelince, KKP Yedinci Kongresinin kararı var işte o karar;

“KKP 7. Kongresi, ÖSP’nin III. Kongre ile sonuçlanacak olan KKP’lileşme sürecini destekler ve bu süreci aktif olarak yürütür, geliştirir” şeklinde ezici çoğunlukla aldığı kararla kendini sürecin dinamik parçası haline getirdi. Böylece yurtdışında da varlığına ülkedeki ÖSP lehine son verme sürecini başlattı. Yani Avrupa’daki bazı eski yoldaşlarımızın üçüncü koşulu olan Yurtdışı iradesinin bu konuda ezici çoğunluğa dayalı kararı da var.

Ancak KKP Yedinci Kongre kararını hazmedemeyen bu yoldaşlarımız olağanüstü 8. Kongreyi toplamayı kararlaştırdılar. Kongreye de, katılması gereken delegasyonun bir kısmını katmayıp, partiyle yıllarca alakası olmayanları yani katılmaması gerekenleri ise delegasyon olarak çağırınca, Avrupa’da KKP çoğunluğuna sahip yoldaşlarımız “8. Kongreyi topluyoruz adı altında sahnelenmek istenen tiyatroya ortak olmak istemiyoruz” diyerek reddettiler. Sonra kendileri 8. Olağanüstü kongreyi toplayıp dışarıda ayrı KKP sürecini noktalayıp ülkede KKP adını alacak olan ÖSP’nin organik bir parçası haline geldiler. Elbette buna karşı çıkan kadroların kendilerini istedikleri isim ve tarzda sürdürme hakları var, bu da onların meselesi.

VI  – ÖSP Parti Meclisi, II. Kongrenin kararı gereği Kürdistan ve metropollerde, 7’si il olmak üzere toplam 20 civarında kentte, “Partide Program, Tüzük ve İsim Değişikliği” başlığı altında panel-seminer-konferanslar düzenlendi. Avrupa’daki yoldaşlarımız bu süreçte de itiraz yaparken, “15 Temmuz yaşanmış bunlar toplanıp isim değişikliğini tartışıyorlar” diyerek yine özüne değil zamanlamaya itiraz ediyorlardı!  Üstelik tüm bu itirazlarını yaparken Avrupa’da hiçbir zaman çoğunluk iradesini temsil etmeden hareket ettiler.

VII – ÖSP I. Konferans ve II. Genel Kongre kararını arkalayan bizler pratikte kararı hayata geçirmeye zemin hazırlamak için bir dizi panel-konferans-seminer, makale ile tartışmayı sürdürüp Diyarbakır’da 13-14 Ekim 2018’de yapılan, ÖSP II. Genel Konferansına kadar getirdik, oranın da iradesiyle şimdi III. Kongreye taşıyacağız.

Bütün bu süreçlerden sonra bizim için artık ok yaydan çıkmıştır dönüş yoktur. Bu adımı atarken yılların tartışmasını arkalamışız, birilerine tepki veya inat değil kendi karar ve yönelişimizin gereğini yapıyoruz, geriye dönüşü de yoktur. Karar bizimdir sonuçlarına katlanacak olan da ülkede yaşayan bizleriz, Avrupa’da itiraz eden kimi kadrolara ne oluyor?

VIII – “KKP tasfiye ediliyor” meselesine gelince, aklı başında biri bu iddiaya gülüp geçer çünkü biz KKP’yi tasfiye etmiyoruz tersine onu meşru-açık zeminde üstelik ülkede var etmek istiyoruz. Yani tıpkı Türkiyeli onlarca komünist-sosyalist-işçi-emek isimli açık parti gibi; tıpkı on civarında Kürdistanlı ulusal demokrat, devrimci demokrat açık parti gibi ülkede var etmek istiyoruz ve yoldaşlarımızı da çağırıyoruz; gelin bu adımı birlikte atalım! Dolayısıyla Avrupa’daki bazı eski yoldaşlarımız, bizim KKP adını alma adımımız için, “AKP faşizmine nişanedir” gibi sorumsuz ve zır cahil sözler ederken acaba belirttiğimiz onlarca açık-meşru komünist, sosyalist, emek, demokratik ve Kürdistan… gibi isimlerle kurulmuş açık Türkiye ve Kürdistan partilerini bir an olsun göz önüne getirdiler mi? Yoksa salla gitsin mi diyorlar!

XI – Aziz Mahmut Ak yoldaşın üç yıldan beri geliştirdiği onca ÖSP karşıtlığından sonra durup dururken soyunduğu siyasi hakemliğine gelince; gölge etmesin başka ihsan istemiyoruz! Çağrımız, kendisi partiden ayrıldığı son üç yıldan beri ÖSP ve Sinan Çiftyürek yoldaşa sinsi-örtük ve çoğu kez karnından konuşarak geliştirdiği saldırılarına ve ÖSP’yi dağıtabilmek için gözüne kestirdiği kadrolarla birebir görüşüp örgütsüzleştirme çabalarına son versin. Bu tür saldırıların ne kendisine ne de Avrupa’da ayrılan yoldaşlara bir yararı yok!

Aziz Mahmut yoldaşa çağrımız, üç yıl önce ÖSP’den neden ayrıldığını, Sinan Çiftyürek’e birlikte çalıştığı yıllarda yazılı ve sözlü eleştiri yapıp yapmadığı (ki bunu Avrupa ayrılıp Sinan Çiftyarek’e küfür etmeyi marifet sayan eski yoldaşlarımıza da söylüyoruz), yaptıysa bunu açıklamaya;  dahası ÖSP’ye ve de Sinan Çiftyürek’e dönük eleştirilerini örtük- açıklamalarla değil isim-belge-mekan belirterek kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyoruz. Özellikle sizleri son değil de bir önceki ayrılışınızın nedenini açıklamaya çağırıyoruz. ÖSP’den ayrıldınız, olabilir bu sizin iradeniz.  Peki, şimdi sürecin neresindesin? Bağımsız isen bağımsızlığını bilelim, yok örgütlüysen başarılar dileriz!

Aziz Mahmut’un, “bir yıl öncesine kadar yoldaş olanların bir isim olayı üzerinden birbirine düşmanlaştırılmasının başarıldığı gerçeği var” demesi bizzat Aziz’in kendisi için geçerlidir. Çünkü ÖSP’ye onca saldırı yetmezmiş gibi çoğu ÖSP’liyi arayıp partisinden kopartmak için özel olarak uğraşan kendisidir. Dolayısıyla Aziz Mahmut yoldaş, ÖSP’ye düşmanca saldırılar altında siyasi hakemlik yapacağına, ikinci ayrılışı başta olmak üzere, üçüncü kez partiden ayrılışının muhasebesini yaparsa ve nedenlerini açıklarsa; ÖSP’ye özelde de Çiftyürek’e bunca kin ve öfkeyi neden beslediğini kamuoyuna açıklarsa yani örtük değil açık saf tutarsa hem kendisi hem bizim için yararlı olur.

X – Partiden şu veya bu nedenle ayrılan veya ihraç edilen eski yoldaşlarımızın “Düşmanımızın düşmanı dostumdur” siyasetsizliğiyle(!) ÖSP, özelde Sinan Çiftyürek karşıtlığında birleşenler küfür-hakaret yüklü saldırılarla yüreğini ferahlatabilir ama bu onları milim ilerletmez.

Bizim dert ettiğimiz; küfür-hakaretleri de değil, kimisi 5-10 yıl kimisi 20 yıldan fazla Sinan Çiftyürek ile birlikte siyaset yaparken Çiftyürek yoldaşa yazılı-sözlü eleştiri yöneltmeyen kadroların ayrıldıkları gün Sinan Çiftyürek’e saldırmalarıdır.

Bizim dert ettiğimiz; Avrupa’da partiden ayrılan bazı yoldaşlarımızın yaptıkları açıklama ve yazılarında “Sinan Çiftyürek’in tek belirleyen olduğu, tüm karar mekanizmalarını felç ettiği” yönündeki beyanlarıdır. İyi de sizlere sormazlar mı; Çiftyürek bunları yaparken siz neredeydiniz? Eğer dedikleriniz doğruysa neden Sinan Çiftyürek ile birlikte çalışırken eleştirmediniz, itiraz etmediniz? Neden o zaman organlarda kolektivizmi sağlamadınız da yıllar sonra her şeyi bir kadronun sırtına yıkma sorumsuzluğuna sığınıyorsunuz?

Sonuç olarak; kimse, kimseyi süreçten dışlamış değil, kimsenin emeğine göz dikmiş de değiliz, sadece kendi emeğimize sahip çıkıyoruz herkes gibi o kadar. Bizden ayrılan yoldaşlarımızı da onca hakaretlerine rağmen “düşman” görmedik, görmeyiz. Çünkü şu veya bu nedenle partiden ayrı duran tüm yoldaşlarımızla, ÖSP’nin, KKP adını alarak komünist özü ismiyle de buluşturmak gibi bu tarihi adımı birlikte atmaya hazırız ve onun çabasındayız.

Yine Avrupa’da ayrılan yoldaşlarımız, “Çiftyürek partide komünist kadroları, Kürdistan’ın bağımsızlığını savunan kadroları uzaklaştırarak hedefine adam adım yaklaşmıştır” beyanlarını sıkça tekrarlıyorlar. Bunları söyleyenlere stratejik olarak bağımsızlığı hedef haline getiren ve komünist adını almaya hazırlanan partimizde yer alıp mücadeleye çağırıyoruz. Buyurun!

Yok, eğer bu adımı birlikte atmaya yanaşmıyorsanız bu da sizin hakkınızdır, o zaman Kürdistan’da herkese siyaset yapacak zemin, koşul var ve çağrı da bulunuyoruz; Kürdistan’da örgütsel olarak ayrı da olsak sömürgeci rejime ve kapitalizme karşı mücadele de ortaklaşmaya biz hazırız. Buyurun!

Biz yeni bir şey yapmıyoruz, komünist özümüzü ismimizle de yeniden buluşturuyoruz hepsi bu!  Kürdistan’da komünist iddiayı taşıyanları bu adımı desteklemeye çağırıyoruz. 22.10.2018

ÖSP Merkez Yürütme Kurulu

 

Bu habere de bakabilirsiniz.

BEKTAŞ KESKİN (PİROĞLU) DEDE SONSUZLUĞA UĞURLANIYOR!

Siyasi mücadelesinde THKO ile başlayan Piroğlu, THKO’nun ayrışması sürecinde THKO – MB saflarında yer alarak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir