Anasayfa / Haber Arşivi / NE MADURO NE AMERİKANCI MUHALEFET; ÇÖZÜM İŞÇİ-EMEKÇİ İKTİDARI!

NE MADURO NE AMERİKANCI MUHALEFET; ÇÖZÜM İŞÇİ-EMEKÇİ İKTİDARI!

Dünyanın şu an birincil gündemini meşgul eden Venezuela krizine ilişkin ilk fırsatta ayrıntılı bir değerlendirme yapacağız. Şimdilik çok kısa olarak şunları belirtelim;

I – Maduro hükümetine karşı muhalefette yer alan Ulusal Meclis’in Amerikancı\sağcı lideri Juan Guaidó, 23 Ocak Çarşamba günü kendini “geçici devlet başkanı” ilan etti. Bu ilanın ardından başta ABD olmak üzere bir dizi Latin Amerika ülkesi Guaido’nun başkanlığını tanıdı. AB ülkeleri ise bir ültimatomla Madoru’ya 8 gün süre vererek “ya seçime gidersin ya biz Guaido’yu tanıyacağız” dedi.

Venezuela’da iki parlamento ve iki liderin kendisini meşru iktidar ilan etmesiyle dünya siyaseti beklenmedik bir krizle yüzleşti. Akabinde dünya ülkeleri de iki kampa Maduro Hükümetini Tanıyanlar\ Guaidó’nun Devlet Başkanlığını Tanıyanlar olarak bölündü ve kriz mevcutta uluslararası boyut kazanmıştır.

Buna karşın Rusya’nın başını çektiği Doğu ekseni Maduro’yu desteklediği açıkladı, Çin, İran, Suriye, Türkiye gibi birçok ülke ise Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya destek veriyor. Latin Amerika kıtasında ise Küba, Meksika gibi ülkeler de Maduro’yu destekliyor. Özetle Maduro’yu yıkmak isteyenler ile destekleyenler denklemine baktığımızda şunu görmekteyiz;

Maduro’yu yıkmak isteyen; ABD emperyalizmi ve müttefikleri!

Maduro’yu destekleyen ise; Rus emperyalizmi ve müttefikleri!

Türkiye özelinde destekleyen; AKP hükümeti, en kararlı yani “canımla kanımla seninleyiz Maduro” misali MHP lideri Bahçeli, Doğu Perinçek ve de büyük çoğunlukla emperyalizmden yalnızca ABD karşıtlığı anlayan bir dizi Türkiye sosyalistleri!

II – Kürdistan Komünist Partisi, Batı ya da Doğu emperyalist bloklardan birini ve destekledikleri Maduro ya da Guaido’yu desteklemek zorunda olmadığımızı söylüyor!

Ne Venezuela’yı ekonomik-sosyal-siyasal her açıdan kriz alanına çeviren sahte sosyalizmin temsilcisi Maduro ne de krizi fırsata çevirmek isteyen bölgenin sicili kirli gücü ABD’nin Guaido’su!

ABD müdahalesine çürümeye yüz tutmuş Chavizm’in temsilcisi Maduro’yu desteklemeden de karşı çıkabilirsiniz! Komünistler karşı çıkışını ehven-i şer üzerinden yapmamalıdır. Yabancı burjuva hükümetlerin müdahalesine karşı çıkarken yerli burjuva hükümetlerimizi destekleyecek noktaya gelmenin hiçbir izahı olamaz. Komünistlerin görevi tıpkı Ekim Devrimi’ndeki gibi siyasal-sosyal-ekonomik her türden krizi işçi-emekçi hükümetine çevirebilmenin kanallarını yaratmak olmalıdır!

KKP, ABD emperyalizminin, Venezuela’da desteklediği sağcı\Amerikancı Guaido’ya açık bir şekilde karşıdır!

KKP, Rus emperyalizmi ile yanında saf tutan Suriye, İran, Çin, Türkiye ve geçmişte içlerinde Kürdistan’da soykırım yapmış rejimler ile Bahçeli, Perinçek, Erdoğan’ın desteklediği Maduro hükümetine de aynı şekilde karşıdır! III – Kısacası Kürdistan komünistleri olarak; ne Madoru’yu ne de muhalefet liderini desteklemiyoruz! Çünkü her ikisinin de Venezuela’da bugün sokaklara çıkan yoksul halkın çıkarlarını temsil etmediklerine inanıyoruz.

Hangi gerekçeyle desteklediklerine bakmaksızın Maduro’yu destekleyen Türkiyeli sosyalistlere de çağrımızdır: Maduro’yu desteklemek sahte sosyalizm masallarını desteklemektir! Marksist olmak; sınıf işbirlikçiliğini değil sınıf devrimciliğini esas alır, yabancı burjuvaziye karşı yerli burjuvaziyi desteklemeyi değil işçi sınıfını bağımsız bir sınıf olarak devrime hazırlamayı gerektirir!

IV- Venezuela işçi emekçilerinin, bir bütün olarak Latin Amerika kıtasının sınıf mücadelelerinde oldukça ciddi bir tarihsel birikimi olduğunu Kürdistanlı komünistler olarak biliyoruz. Venezuela’da emekçi halkı Maduro-Guaido arasında sıkışmadan kurtaracak, krizleri fırsata çevirebilecek olanlar ancak işçi sınıfının öncüleri olabilir. Venezuela Sosyalist Hareketi, Venezuela işçi sınıfına alternatif olmalı, yeşerecek olan kendi alternatifini yaratma konusunda Kürdistanlı Komünistler enternasyonal dayanışmayı görev bilir.

27.01.2019

Bu habere de bakabilirsiniz.

O BİR GAZETECİYDİ… O BİR ERMENİ’YDİ… O BİR DEVRİMCİYDİ…

Bir devletin planlı cinayetinin, imhacı anlayışının sonucu olarak Hrant, halkıyla aynı kaderi paylaştı. Resmi tarih kitapları halen Hrant'ın ulusunu 'hainlikle' suçluyor, Ermeniler halk ağzında küfür olarak kullanılıyor, birileri çıkıp "affedersiniz Ermeni" diyor. Cinayetin kaynağı tam da buradan geliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir