Anasayfa / Haber Arşivi / KÜRDİSTAN KOMÜNİST PARTİSİ YEREL YÖNETİMLER BİLDİRGESİ

KÜRDİSTAN KOMÜNİST PARTİSİ YEREL YÖNETİMLER BİLDİRGESİ

İçindekiler…

Giriş,

I – Küresel trend olarak yerelin güçlenmesi ve önem kazanan yerel demokrasi,

II – İşçi-emekçilerin yerel iktidarında;kentin sahibi halktır, halkla birlikte yöneteceğiz,

III – Yurtsever sosyalist belediye modelinde:

a – Yerel yönetimler ve ulusal özgürlük,

b – Kamusal belediyecilik alanında hedeflerimiz-yapacaklarımız,

1 – Ekonomik-sosyal-kültürel hedeflerimiz,

2 – 21. yy tarım yüz yılı,

3 – Ekolojik denge ya da doğa ve çevre,

4 – Cins eşitlikçi yerel yönetimler; kadınlar için demokrasi ve eşitlik,

5 – Farklı inançlar ve etnik toplumlar,

6 – LGBTİ temsili,

7 – Çocuklar, gençlik ve yerel yönetimler,

8 – Yaşlılar, emekliler,

9 – Engelliler ve çocuklar,

IV – Mali kaynaklar da şeffaflık,

***

Giriş,

Kürdistan Komünist Partisi (KKP), 31 Mart 2014 yerel seçimlerine parti olarak doğrudan katılamıyor. Seçimlere, Kürdistan Yerel Seçim ittifakının bileşeni olarak HDP çatısı altında katılıyor. Kürdistani Yerel Seçim ittifakının Siyasi Deklarasyon ile İç Protokol çerçevesinde ittifak belediyeleri birlikte yönetilecekler. Her parti ittifak belediyelerine kendi siyasal rengini bir farklılık olarak taşıyacak. KKP’nin yerel yönetimlere taşıyacağı ve kent halkıyla birlikte icra etmeyi hedeflediği siyasal renginin belli başlı çizgileri;

*KKP olarak, kimliğimizle halkımızın karşısına çıkacağız yani takiye yapmayacağız. Ama elbette siyasetimizin esasını, halkımızın/halklarımızın yaşamsal ekonomik, sosyal, kültürel sorunlarına odaklı politik propaganda ve çalışma oluşturacak.

*KKP: Dünya zenginliğinin yarısının 26 kişinin elinde olduğu, kalan yarısının ise 8 milyar insanı açlık, sefalete mahkum ettiği bu eşitsizlik, adaletsizlikle yüklü dünya da yerel yönetimlerde eşitlik ve adil paylaşım mücadelesi verecek! Ya bu kapitalist düzen yıkılır ya da O, kendisiyle birlikte dünyayı yok eder!

Kapitalizme ve neoliberal politikalarına karşı işçi emekçi halkın çıkarlarını merkezine alan ve onlarla birlikte kentin yönetimini hedefleyen demokratik sosyalist belediyeciliği savunur, geliştirir. Demokratik-sosyalist belediyecilikte, “oy verenle oy vermeyenin tabii ki aynı olmayacağını” beyan eden AKP’li bakanın aksine oy veren-vermeyen herkese aynı hizmeti götürür.

*KKP: Demokrasinin, Diyarbakır’da başka Ankara’da başka uygulandığı, Ankara’da görevden alınan belediye başkanı yerine meclis üyelerinden biri atanırken, Diyarbakır’da ise haksız-hukuksuz bir şekilde Kayyum atanmasını teşhir eder! 31 Mart’ta halkımızın iradesi üzerindeki Kayyum ipoteğinin kaldırılmasını esas hedef belirler, bunu partiler üstü bir sorun kabul edip, bütün ittifak birleşenleri ve dışındaki yapıların sorumluluğu olarak ilan eder.

*KKP: Erdoğan’ın “diyorlar domates, biber, patlıcan; yahu merminin fiyatını düşünün” diyerek açıklamış olduğu milliyetçi savaş politikalarıyla yüklü seçim siyaseti stratejisini teşhir eder ve barış, özgürlük, halkın yaşamsal sorunlarına odaklı çalışma yürütür.

*KKP: Yerel yönetimleri, sömürgeci kapitalist alt yapıdan, yasalarından bağımsız kendi başına ele almaz. Belediye hizmetlerinin piyasaya açılmasına, ticarileştirilmesine ve rant, yolsuzluk gibi genel olarak mülkiyet hırsızlığını doğuran kentsel dönüşüm projelerinin ilkesel reddine dayanan özgürlükçü, toplumcu belediyecilik anlayışını geliştirir.

*KKP: Yerel de demokrasiyi geliştirirken, kenttin her temel meselesinde ilkesel olarak kent halkının doğrudan iradesini yansıtacak referandumu esas alır. Kent yönetiminde temsili demokrasiyi aşan tutumla seçenlere seçilmişleri geri çağırma hakkı verilmesini savunur.

*KKP: Kenttin tarih içerisinde oluşmuş kimliğini koruyan politikalar geliştirir, tarihi dokusuna ve çevreye yönelik zararları kente karşı işlenen bir suç olarak görür.

Halklarımızı, farklı inançları “kentin sakini değil, sahibi” görür ve çalışmalarında farklı inanç, dil, etnik kökeniyle halklarımızın sorunlarının çözümüne odaklanır.

*KKP: Halkın kent yönetimine hem belediye kurumları eliyle hem de belediye kurumlarından bağımsız kadın, gençlik, mahalle meclisleri, meslek odaları, sendikalar üzerinden kentin yönetim ve denetim süreçlerine doğrudan katılımını hedefler, geliştirir.

*KKP: Su, hava, gürültü, görsel kirlilik gibi sorunların çözüldüğü ve toplumsal yaşamı kolaylaştırmak amacıyla kentsel altyapı çalışmalarının etkili ve verimli yapıldığı bir çevre yönetim politikası geliştirir.

*KKP: Kürt halkının kendi ulusal kaderini tayin hakkını, yerel yönetimler politikasının temel bir ayağı olarak görür ve savunur. Çok dilli, çok kültürlü belediyecilik anlayışını geliştirir.

Kürdistani Yerel Seçim İttifakı’nı atılmış küçük bir adım (fidan) görüp bunu çınar ağacına büyüterek ittifakı kalıcılaştırmayı hedefler.

I – KÜRESEL TREND OLARAK YERELİN GÜÇLENMESİ VE ÖNEM KAZANAN YEREL DEMOKRASİ

Küresel çapta yerelin yeniden güçlendiği bir süreçteyiz. Genelde merkezi iktidarların, özelde de ulus-devletlerin, yerele ve ulus ötesi küreselleşmeye yetki devri ile yüz yüze geldikleri süreçte yerelin, demokrasinin ana rahmi olma özelliği güçleniyor. Avrupa kıtası bu süreci diğer kıtalara oranla birkaç adım önde götürmekte. Avrupa kıtasında Avrupa Birliği’nde (AB) merkezileşen ekonomik, siyasal, kültürel yetkilerin, bir yandan yeni merkez Brüksel’e, diğer yandan yeni yereller olarak kentlere devri süreci yaşanıyor. Yerel Yönetimler Evrensel Bildirgesi bu sürecin, “Karar alma sorumluluğunun yerel yönetim birimlerine dağıtılmasının, merkezdeki tıkanmayı azalttığını ve yönetimin işleyişini hızlandırdığını, yeni kurumlara canlılık kazandırdığını ve mevcut hizmetlerin ve toplumsal olanakların korunup yaygınlaştırılması ihtimalini arttırdığını…” belirtiyor.

Bu sürecin basıncı altındaki Türkiye’de İstanbul, İzmir, Çukurova, Diyarbakır çoktandır Ankara’daki katı merkezci ulus devlet konsepti ile yönetilmekte yani iki ara bir derede nefes almakta zorlanıyor. Ankara, Özerk Diyarbakır’ın kopacağı korkusu olmazsa çoktandır eyalet sitemine geçmiş olacaktı. KKP; “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”na konulan şerhin kaldırılması, kent yönetimlerinin özerk idari yapıya kavuşturulmasına bağlı olarak vali, kaymakam gibi yöneticilerin de seçimle belirlenmesini savunur.

Özgürlük ve demokrasinin yerelde içerik kazanması, yerel seçimlerle birlikte halkın gündemine daha fazla geliyor, gelecek. Çünkü yerel yönetimler, demokrasinin (halkın kendi kendini yönetmesinin) doğum yeridir. Yerel yönetimler, halkın özgürlük ve demokrasiye yakın temas içerisinde içerik kattığı, katabildiği yönetim birimleridir.

Türk hükümetlerinin, bir yandan tarihsel trend ve AB sürecine uyum için yerel yönetimleri güçlendirme adımları atıp diğer yandan bu adımları boşa çıkaran hamleler yapmasının asıl nedeni “güçlenen yerel yönetimlerin Kürt halkının kendi kendisini yönetmesine zemin hazırlayacağı” korkusudur.

KKP: Yerel demokrasinin merkezleri olarak kentleri, Mezopotamya dokusuna uygun halklar bahçesi haline getirecek, halkların özgürce nefes almalarını sağlayacak siyasal, kültürel uygulamaların geliştirilmesinin yerel yönetimler politikasının bir diğer ayağını oluşturur.

II – İŞÇİ-EMEKÇİLERİN YEREL İKTİDARINDA; KENTİN SAHİBİ HALKTIR, HALKLA BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ

Yerel yönetimler; halkın ekonomik, sosyal, kültürel yaşamının halkla birlikte icra edildiği, halkın toplumsal özne olarak yer alması hedeflenen kurumlar olarak kamusal hizmet alanlarıdır. Varlık amacı; kenti, yereli halk için yaşanabilir kılmaktır.

KKP: Kent belediyesinin yakın-orta-uzun faaliyetlerini projelendirirken, bir ana (Mastır) planı kent halkıyla birlikte oluşturmayı hedefler. Ana planın oluşturulmasında; meslek odaları, işçi ve memur sendikaları, esnaf temsilcileri, işçi, kadın, gençlik kurum ve temsilcileri, tüm inanç kurumları yani kentin sahibi halkımızla herkese açık geniş toplantılarda oluşturmak öncelikle görevimiz olacak.

KKP: Planlama, imar, kültür, turizm, kırsal alan, kentsel hizmetler; insan sağlığı, doğal çevre, insan hakları-kentli hakları, katılım, yaşanabilirlik, toplumsal barış, birlikte yaşama; engelli, hasta, çocuk ve kadın duyarlı planlama; hizmetlere eşit erişim; sağlıklı çevre; insan odaklı mekanlar gibi kavramları referans alıp ön plana çıkartır.

KKP: Ekonomik, sosyal, kültürel, ekoloji projelerini doğrudan halkın kendisiyle meydanlarda, geniş toplantılarda belirler. Tıpkı Sarı Yelekliler’in 42 maddelik taleplerini meydanda topladıkları 30 bin kişiye tek tek okutup belirlemeleri benzeri halkın yerel yönetimlere doğrudan katılımıyla yöneten-yönetilen ayrımını doğrudan demokrasi ile ortadan kaldırmayı hedefleyen bir yerel yönetim modelini hayata geçirir. Kent halkı, birden fazla vergi veriyorsa kenti de kolektif aklıyla halk yönetecek.

İlkesel olarak halkın seçtiği yerel temsilcileri/seçilenleri denetleme, hesap sorma, geri çağırma hakkına sahip olma hakkını savunur.

KKP: Kentlerin, tarih içerisinde ekonomik, sosyal, kültürel geçmiş ve bugünkü ilişkilerinin toplamının oluşturduğu kültürünün mekâna yansıması olarak kimliği şekillenir. Kent kimliğinin ve onu oluşturan öğelerin korunmasını esas alır. Kentin uygarlıktaki kimliğine ve kültürel dokusuna zarar verecek hiçbir projeye onay vermez. Kentlerin uygarlığın temsilcileri olduğu, özelde Kürdistan coğrafyasının uygarlığın ilk beşiği olduğu bilinciyle Mastır Planı oluşturulurken kentin tarihte oluşmuş kimliğine, kültürel dokusuna zarar vermemeyi esas alır.

KKP: İşçi-emekçilerin çıkarlarına aykırı olan, emeği köleleştiren politikalarla mücadele eder. Üreten kesimin aynı zamanda yöneten kesim olması gerektiğini savunur. “Fabrikadan, tarladan, üretim alanlarından belediyeye; işçi-emekçilerin yönetimine!’’ şiarını bayrak edinir.

Yerellerde işçi-emekçilerin çalışma sorunlarının başından gelen düşük ücret, uzun çalışma saatleri, ücretsiz mesai, sendikalaşma sorunu, sigortasız-tazminatsız-güvencesiz çalışma, tatil hakkı gibi başlıklarla özel olarak ilgilenir. İşçilerin sendikal haklarını, iş-ekmek mücadelelerini, güvenceli çalışma taleplerini, grev hakkını destekler ve savunur. Sorunların giderilmesi için belediye bünyesinde İş Sağlığı ve İşçi Hakları Merkezi kurmayı hedefler. Kentte bulunan sendikalarla, meslek odalarıyla, emek örgütleriyle ortak çalışmalar yürütüp, emek örgütlülüğünü geliştirir.

1 Mayıs’ı işçi sınıfının uluslar arası birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak işçilerin, işsizlerin ve kamu emekçilerinin bayramı olarak ilan eder.

III – YURTSEVER SOSYALİST BELEDİYE MODELİNDE:

a – Yerel yönetimler ve ulusal özgürlük mücadelemiz

Kürdistan’ın statüsüzlüğü, yerel yönetimleri halkımıza karşı merkezi politikanın asimilasyon ve sosyal kültürel entegrasyona hizmet eden yerel ağlara dönüştürdü. KKP:

Halkımızın kendi ulusal kader tayin hakkını, yerel yönetimler politikasının temel bir ayağı olarak görüp savunur. Çok dilli-kültürlü belediyecilik anlayışını geliştirir.

Kürt ulusunun anadilde eğitim başta olmak üzere kültürel hak gasplarının giderilmesi için asimilasyona karşı Kürtçe Seferberlik Merkezi, Kürdistan Kültür Merkezleri, Kürdistan Tarih Kurumu vb. ulusal kültür ve tarihin korunmasını hedefleyen projeleri belediye bünyesinde oluşturulmasını savunur.

Kültür, dil, tarih alanında ırkçı tekçi, inkarcı eğitime karşı mücadele eder, alternatif olarak, halkların, kültürlerinin ve tarihlerinin savunusuna dayanan eğitim politikasını geliştirir. Belediyeler, çocuklara anadilinde eğitim verir, kreşler açar. Her kademede eğitimin parasız olmasını savunur, engelli yurttaşların da her türlü eğitim olanağına ulaşabilmeleri için gerekli çalışmaları yapar. Sağlık hizmetlerinin anadilinde verilmesini gerçekleştirir.

b – Kamusal belediyecilik alanında hedeflerimiz-yapacaklarımız.

Kapitalist Türkiye’de ve rejimin katı baskısı altında Kürdistan’da demokratik-sosyalist belediyeciliğin önündeki engellerin bilinciyle belediye hizmetlerinin her aşamasında halkla birlikte güçlükleri; hem halkı, üreticiyi, köylüyü üretime teşvik ederek ve hem de belediye olarak üretim yaparak aşacağız!

1 – Ekonomik-sosyal-kültürel hedeflerimiz.

Halka ait olan kamusal alanı burjuva siyaset rant-sömürü alanı haline getirmek için mümkün olduğunca halkı siyasetten ve kamusal alanlardan uzak tutarak kamusal alanı yandaş sermayeye, çıkar çevrelerine peşkeş çeker. Bu durum hem merkezi iktidar kurumları için hem de yönettikleri yerel yönetimler için geçerli.

Bu kirli siyaseti sürdürebilmesi için seçim dönemlerindeki yalan, hile, zorbalıklarla ve de seçimler sonrasında devlet kurumlarını eline geçiren çıkar çevrelerinin yandaşlarını zenginleştiren uygulamalarla halkın ekonomik-sosyal sorunlarını ağırlaştırır. Kamuya ait arazi ve yapıların satışı/özelleştirilmesi ile elden çıkarılması kirli çarkın önde gelen uygulamaları.

Bu sömürü ve talan çarkını sürdürebilmek için de “yardım” adı altında sadaka dağıtarak yoksulluğu devamlı kılan ne öldüren ne de yaşatan politikalarla halkı kendine bağımlı kılmayı hedefler. Bütün bu ekonomik, sosyal ve kültürel sorun ve parçalanmışlığa Kürdistan’da siyasi bölünmüşlüğün de eklenmesi sorunları ağırlaştırıyor.

KKP: Geliştireceği kent Mastır Planı ile kentsel kamu hizmetlerini ticarileştiren özelleştirmeler ve taşeronlaştırmaları durdurulmasını; planlamada “kent ve çevre suçu” kavramı ile talan ve sömürü çarkını durdurmayı hedefler. Kamusal alanların özelleştirilmesine, belediye hizmetlerinin şirketlere devredilmesine, yerel halkın müşteri haline getirilmesine karşı “Kamuya ait olan kamunun ortak mülkiyetidir, özelleştirilemez” anlayışından hareketle neo-liberal talanın karşısında kamu çıkarlarını savunur.

KKP: Yerelde sanayi, tarım, turizm, hizmet sektörü vb. alanlarda Üretici Belediyecilik ve Üretici Halk anlayışını esas alır, geliştirir. Üretici ile tüketici arasında doğrudan bağ kurulması gerektiğinden hareketle hem belediye bünyesinde hem de belediyeden bağımsız olarak Üretici-Tüketici Kooperatifleri kurulmasını geliştirir, teşvik eder. Yerel halkın, üretici köylünün ürününü doğrudan pazara sunabilmesi için Halk Pazarlarını kurar. Bu adımlarla halkımızın işsizlik, çalışma koşullarını iyileştirilmesi, temel gıdalara erişim vb. yaşamsal ekonomik, sosyal sorunlarının çözümünü hedefler.

KKP: Kentin bedenen ve ruhen sağlıklı bir yaşama sahip olmasından hareketle; halkın temel sağlık sorunlarının giderilmesi için ücretsiz Halk Sağlığı Birimleri kurar, koruyucu sağlık hizmetlerini temel alan, parasız sağlık ve sosyal hizmet uygulamaları geliştirir. Hayvan ve tüm canlıların yaşam haklarını yerel yönetimin görevleri arasında görür, savunur.

Halkın en temel ihtiyacı olan ekmeğe ucuz ve sağlıklı karşılayabilmek için Halk Ekmek Fabrikaları vb. kurmayı hedefler.

KKP; Kentsel ulaşımı, kamusal hizmet olarak toplu taşımanın geliştirmesi çerçevesinde çözmeyi hedefler. Kent ulaşımında “Lastik tekerlekli araç” yerine “insan ve çevre” odaklı politikaları esas alır. Yollar, meydanlar ve tüm kentsel açık alanlar sosyal mekanlar olarak algılanıp düzenlenir. Sağlıklı kentsel gelişmeyi toplu taşıma ve bisiklet kullanımını özendirici, yaya öncelikli ulaşımı destekleyen kentsel gelişme modellerine dayalı planlamayı geliştirir. Sağlıklı bir çevrede yaşam için; eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, açık ve yeşil alan düzenlemeleri gibi temel kamu hizmetlerine kamusal alan sorumluluğu ile yaklaşır.

2 – 21. yy tarım yüz yılı

Küresel düzeyde tarım, gerek insanlar gerekse hayvanlar için zorunlu ihtiyaçları üreten niteliği nedeniyle yeniden stratejik duruma geliyor, gelecek. Ayrıca, tarım sadece tarımsal alanda çalışan, yaşamını tarıma bağlı sürdürenler için değil, kentlerde yaşayanlar için de vazgeçilmez öneme sahip. Bilgi, teknoloji, bilişim teknolojisi insan ve toplum yaşamında önemlidirler; ama bunlar yenilmez, içilmez. İnsanlar, toplumlar otomobil, cep telefonu, savaş araçları olmadan yaşayabilir ama gıdasız yaşayamaz. Bu nedenle buğday başta olmak üzere buğdaygillerin ve tatlı su kaynaklarının önemi dünya çapında büyüyor.

GAP alanı başta olmak üzere yapay sulama, baraj, göletler yakın vade de tarımda üretkenliği arttırırken, orta ve uzun vade de toprak ve tarımsal üretimde telafisi mümkün olmayacak sonuçlara yol açıyor. Ekolojik denge bozuluyor; toprağın erken tuzlanarak çölleşmesiyle birlikte verimsiz araziye dönüşme tehlikesi daha şimdiden Harran ve Ceylanpınar ovalarında güncelleşmiş sorun haline geldi. Verimi artıran tarımsal endüstrileşmede kullanılan katkı maddeleri, antibiyotikler, böcek ilaçları ürün ile gıdaların doğallığı bozuluyor. Bitkilerin, hayvanların ve onlar aracılığıyla insanın zehirlenmesi tehlikesini de büyütüyor.

GAP, bölgenin, yöre halkının refahını artırmadığı gibi, makus talihini de değiştirmiyor. GAP süreci ile zenginlik ve fakirlik daha belirgin çizgilerle iki karşıt kutupta yoğunlaşıyor.

KKP: Tarımın, toplumların yaşamında artan öneminden hareketle kent Ana Planı’nın temel ayaklarından birini tarımsal politikaların halkın lehine geliştirmesine ayırır. Tarımsal üretimde küçük üreticilere; üretim ve tüketim kooperatiflerini kurdurmak ve Proje-teknik destek çerçevesinde tarımsal ekipmanların belediyelerce temin edilmesi diğer bir hedef.

Üretici köylüyü uluslar arası tohum tekellerinin pençesinden kurtarmak yolunda soğuk hava depolarını kurmayı hedefler.

KKP: Halk sağlığı ve güvenli gıda tüketimini kamusal temel bir hak olarak görür, geliştir. Bu amaçla bilinçli gıda üretimi ve tüketimi için gıda denetimlerine yönelik politikalar geliştirir. Süt, peynir vb. ürünleri üreten üreticilere kooperatif kurmalarında sağlanacak destekle üreticinin ürününü aracısız, tüccarsız halka ulaştırılmasını hedefler.

3 – Ekolojik denge ya da doğa ve çevre

Tıpkı Küremiz gibi organik bir parçası olan kentlerimiz de iç ve dış dengeleriyle evrimi olan canlı organizma gibi hareket eder. Son yıllarda kapitalistlerin, yerkürenin evrimine artan oranda düşmanca iradi müdahalesi doğanın ekolojik dengesini bozuyor. Yerküre evrimini yaşamak yerine artan yoğunlukla kapitalizmin tahrip edici müdahalesine maruz kalıyor.

Teknolojik gelişmeyle insanın, doğa yasaları karşısında ele geçirdiği üstünlüğün de bir sınırı olduğunun farkında olmadan ya da sınırı hiçe sayarak doğa ve çevreye düşmanca davranışının bedelini aynı doğa, insanlığa ağır ödetecektir. Ödetmeye başladı bile. Küresel ısınma dönüşü olmayan kritik eşiğe doğru ilerledikçe doğa da kendisini savunma refleksiyle ciddi tepkiler vermektedir. Orman yangınlarının, sıcak hava dalgalarının ortalığı kavurması; tarımsal haşerelerin, ani sellerin ve kıtlık barındıran kuraklıkların meydana gelmesi; kıyı kentlerinin su altında kalma tehlikesinin büyümesi; milyarlarca insanı bekleyen susuzluk tehlikesi… Bunlar mega felaketlerin bazılarıdır. İnsanlık doğanın tepkisini ciddiye alıp gerekli adımları atmazsa, her şeyi silip süpürecek olan doğanın karşı saldırısıyla yüzleşmesi kaçınılmaz olacaktır.

KKP: Ekolojik dengenin bozulmasının temelinde daha fazla kâr, sömürü ve özel mülkiyet edinme hırsıyla davranan kapitalistlerin doğayı katletmesini görür. Yerel yönetimlerde doğayı rant alanı haline getiren, dere, ırmak, mera ve yaylaları, ormanları şantiye alanlarına çeviren; havayı-suyu-doğayı-ekosistemi ve bir bütün olarak doğal döngüyü geri dönülemez şekilde etkileyen talancı sermaye politikalarına karşı “doğanın korunması; insanın, canlıların ve yaşamın korunması anlamına gelirpolitikasını geliştir.

KKP: Kent merkezinde ve kent çevresinde yaşayan canlıların yaşam haklarını tehdit eden avcılığın bir spor değil canlıların yaşam haklarını hiçe sayan bir suç olduğunu savunur.

KKP: Dönüşüm projelerinde yaşamın gerçek sigortası olan ormanlar, meralar, sulak alanlar gibi doğal varlıklar ile ulusal veya uluslararası özgün nitelikleri nedeniyle doğal sit, tabiat parkı, sulak alan gibi doğa koruma statüsü verilmiş alanlar, toplumun gıda kaynakları olan verimli tarım alanları, zeytinlikler gibi özel ürün alanları hiçbir koşulda yapılaşmaya açılamaz mutlak biçimde korunur politikasını geliştirir.

KKP: Katı ve sıvı atıkların göl ve nehirlere boşaltılması, atıkların yakılması gibi geçici, kısa dönemli önlemler ve yaklaşımları reddeder. Alternatif yakıt kullanımı benzeri önlemlerle atığın kaynağında azaltılması ve kirliliğin önlenmesini hedefler.

4 – Cinsiyet Eşitlikçi Yerel Yönetimler; Kadınlar için demokrasi ve eşitlik

Toplumsal-siyasal yaşama katılımdaki cinsiyet eşitsizliği ve kadını ötekileştiren toplumsal cinsiyet anlayışı 21. yüzyılda da sürmektedir. Kaynağını özel mülkiyetten ve siyasi sistemi olan burjuva devletten alan toplumsal cinsiyetçi politikalar, Kürdistan’da kadın mücadelesinin iradesine toslamıştır. Ancak halen kadınlar; günlük yaşama katılımda, iş hayatında, evde, okulda, sokakta erkek egemen zihniyetin ciddi sorunlarıyla karşı karşıyadır. Kürdistan’da kadınların özgürleşmesi, toplumun özgürleşmesidir. Kadınlar için demokrasi ve eşitlik!

KKP: Yerel yönetimlerin, kadına yönelik başta fiziki şiddet ve her türden erkek egemen anlayışa karşı mücadele edilmesini; kadınların, kamusal kurumlar tarafından toplumsal-siyasal özne olabilmesinin zeminini oluşturmada sorumluluk sahibi olduğunu savunur. Şiddete ve ayrımcılığa karşı, acil hayati problemlerinin giderileceği Kadın Destek Merkezleri’ni, ekonomik kıskacın altındaki kadınlar için Kadın Üretim Merkezleri’ni kurmayı hedefler.

KKP: Belediye istihdamda yüzde 50 kadın kotası uygulanmasıyla birlikte tüm meslek alanlarının kadınlara açılmasını ve her alanda kadınlara pozitif ayrımcılık politikaları için özgün bir kadın bütçesi oluşturmayı; kadın-erkek eşitliğini sağlamanın yalnızca kadının sorunu olmayıp erkeklerin de bilinçlenmesi yönünde çalışmalar yürütür.

Çalışan kadınların, çocuk bakımı ve ev işlerinin üzerine yıkılmasına karşı kreş, çamaşırhane, hasta bakımevleri, aş evi gibi kurumlar yaratmayı, cinsiyet eşitliğinde ev işlerinin paylaşılmasının erkek ve kadının ortaklaşa yürütülmesi yönünde politikalar geliştirir.

Çalışan kadınlara yönelik “Eşit İşe Eşit Ücret!” politikasını savunur, çalışma alanlarında kadınlara yönelik cinsel istismara karşı güçlü bir şekilde mücadele eder.

KKP: Belediyelerin 8 Mart’ı tüm emekçi kadınlar için ücretli tatil, ücretsiz ulaşım günü olmasını, doğum yapan kadınlar için erkek ve kadın çifte ücretsiz izin hakkını savunur. Yerel yönetimlerin iç işleyişlerinde cinsiyet eşitliği politikalarını hayata geçirmek amacıyla Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu oluşturulur.

5 – Farklı inançlar ve etnik toplumlara inanç özgürlüğü

KKP: Merkezi hükümetin tek din ve mezhebe hizmet anlayışını, halklar, inançlar üzerindeki baskı, sömürü, imha ve yıkım politikalarını reddeder. Yerel iktidarları,farklı etnik ve inanç gruplarının özgürce gelişebilecekleri özerk yapılanmayı geliştirmekle yükümlü sayar.

İnançlar bahçesi Mezopotamya kentlerinde, tüm semavi dinlerin, özelde de Alevi, Ezidi inancı üzerindeki baskıların kaldırılması, tüm inançlar karşısında eşit davranan yerel iktidarların inşasını geliştirir. Farklı halklar ve inançların yerel yönetimlerde temsilini ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasını, çok dilli, çok kültürlü belediyecilik anlayışını savunur.

Eğitim kurumlarının ve ibadethanelerinin varlıklarını sürdürmesini sağlar; camilere, cem evlerine, kiliselere, havralara eşit koşullarda destek verir. İnananlar kadar inanmayanların özgürlüğünü de garanti altına alacak önlemleri alır.

6 – LGBTİ temsili

Eşit yurttaşlar olarak tanınmayan, yaşama, çalışma, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel hakları yok sayılan veya gasp edilen, mevcut hükümet ve hükümete yakın basın organları tarafından hasta ve sapkın ilan edilip hedef gösterilen, nefret cinayetlerine kurban giden LGBTİ+lerin özgürlük, eşitlik ve hak mücadelesi demokratik-sosyalist yerel yönetim anlayışının vazgeçilmez bir parçasıdır.

Devlet ve “mahalle baskısı” adına hiç kimse farklı cinsel yönelimlere sahip olan LGBTİ+lerin yaşam tarzlarını sorgulayamaz, müdahale edemez. Yerel yönetimler, LGBTİ+lere özgür yaşam ve çalışma hakkı tanır gereklerini yerine getirir. Toplumun tüm bileşenleri gibi farklı cinsel yönelimini beyan edenlerin özgürce yaşam ve çalışma hakkını güvenceye alır.

Yerel iktidarlar, kentleri LGBTİ’ler için yaşanabilir kılmak, LGBTİ bireylerin mahalle meclisleri, belediye meclisleri ve belediye başkanlığına kadar, yerel yönetimin her alanında temsil edilmelerini savunur.

7 – Çocuklar, gençlik, spor ve yerel yönetimler

Bir toplumun genç nüfusu aynı zamanda o toplumun geleceğidir. Genç nüfus sadece sayısal bir veri değildir. Kürdistan ulusal özgürlük, sosyalizm mücadelesinin temel dinamiklerinden olan gençlik, özgürleşemeyen ulusu ve emeğiyle sömürgeci kapitalizm şartlarında geleceksizlik, kendi kimliğine yabancılaşma, işsizlik gibi temel sorunlarla yüz yüzedir.

KKP: Yerel yönetimlerde gençliğin idari yönetime katılımında, projelerin hayata geçirilmesinde, yerelin geleceğinin belirlenmesinde gençlik dinamiğini harekete geçirir.

Yerel Yönetimlerin gençliğin; kültürel, sosyal, sanatsal ihtiyaçlarına cevap verebilmek için düzenli olarak Gençlik Festivalleri, Gençlik Buluşmaları, Gençlik Konserleri düzenlemeyi, gençliğin merkezinde yer aldığı Kültür-Sanat Merkezleri, Spor Salonları, Yüzme Havuzları, Kütüphaneler, Sinema ve Tiyatro Salonları kurmayı hedefler.

KKP: Kürdistan gençliğini bedenen ve zihnen zehirleyen madde bağımlılığına karşı mücadele eder. Madde bağımlısı gençliğin toplumsal yaşama kazandırılması için Madde Bağımlılığıyla Mücadele Birimleri belediyeler bünyesinde kurmayı hedefler.

Her çocuğa sahip olması gereken eğitim, sağlık, beslenme ve barınma hakları koşulsuz sağlanır; çocuklarına sağlıklı gelecek sunma olanağından yoksun ailelere maddi ve sosyal destek verilir. 18 yaş altı çocukların eğitimin gerekleri dışında çalıştırılmalarını ve angaryayı yasaklar. Bir toplumsal yara olan kimsesiz sokak çocukları ve sokak çalışanı çocukların bakım ve eğitimini güvenceye almak dahil acil ve nihai çözümleri içerecek bir plan geliştirilip hayata geçirir.

8 – Yaşlılar, Emekliler

Ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda emeklilerin yaşamını kolaylaştıracak önlemlerin alınması için mücadele eder. Emeklilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının dinlenme tesislerinden ve ulaşım, elektrik, haberleşme hizmetlerinden indirimli ve öncelikli olarak yararlanmaları için mücadele eder.

KKP: Emekli ve yaşlıların zamanlarını değerlendirebileceği, bir araya gelip sosyal aktiviteler yapabileceği kamusal alanlar oluşturmayı, düşük maaşlarla geçinmek veya yetmediğinde çalışmak zorunda kalan emeklilerin ekonomik olarak desteklenmesini hedefler. Sosyal ve kültürel aktivitelere katılmayı teşvik eder. Kimsesiz yaşlılara evde bakım hizmeti verir.

9 – Engelliler

KKP: Engellinin de engelsizler gibi yaşama hakkı için mücadele eder. Engelli oluşu, yakınları ile birlikte toplumsal bir olgu olarak algılar ve öncelikle engelliliğin besleyici nedenlerini ortadan kaldırmayı amaçlayan kültürel, ekonomik, sosyal projeleri geliştirir. Engellilerin diğer yurttaşlarla eşit koşullarda yaşam sürdürebilmelerini sağlayacak önlemler alır; engellilerin yaşamını kolaylaştırmak, üretkenliklerini artırmak için ailelerini de kapsayan ömür boyu geçerli sosyal güvenlik planı hayata geçirilir. Engelli Rehberlik Merkezlerinin yeter sayıda oluşturulması için merkezi ve yerel yönetimlerin koordineli çalışmaları sağlanır. Engelli örgütlerinin temsilcilerinden oluşan Engelli Danışma Meclisleri kurularak, buradan çıkacak tavsiye kararları belediye meclislerince yaşama geçirilir.

KKP: Engelsiz kentler oluşturarak kentin alt yapı ve üst yapı çalışmalarında nüfusun bedensel engelli kesimini gözeten projeler hazırlar. Engellilerin toplumsal yaşama katılımını yalnızca bedenen görmeyen KKP, tüm bireylerin sosyal, siyasal yaşama katılımında eşitlik ilkesine uygun davranır. Engelli bireyler için sosyal aktivite alanları oluşturur.

Kadınların, çocukların, engellilerin, yaşlı ve yoksunların toplumsal yaşama tam ve eşit yurttaşlar olarak katılımı için; kent ortamında kentsel ulaşım hizmetleri, yollar, kaldırımlar, kamuya açık yapılar ve kullanım alanlarının düzenlenmesinde engelli bireylerin hak ve ihtiyaçlarına uygun standartta geliştirir.

IV – Mali kaynaklarda şeffaflık

Yerel yönetimler, kent halkına aylık ve yıllık gelir-giderini şeffaf olarak açıklayacağını beyan eder. Kent halkının, oluşumunda doğrudan sorumluluk üstlendiği gelir-giderini günlük-anlık olarak halk denetimine açık ve halkla birlikte geliştirildiği yönetim anlayışını savunur.

Son söz: Belediyeciliğin okulu yoktur. Belediyecilikte okul, yaşamın kendisidir. Komünistler olarak halkımızla birlikte belediyeciliği yaşamın içerisinde öğrenip, geliştireceğiz.

İnanıyoruz ve başaracağız!

Halkımız, halklarımız kazanacak!

İttifakımız kazanacak!

Biz kazanacağız!

Şubat 2019

Kürdistan Komünist Partisi (KKP)

Bu habere de bakabilirsiniz.

BİTMEYEN YASIMIZ: 16 MART HALEPÇE KATLİAMI!

Suçumuz; insan olmak, Suçumuz; Kürt olmak, Kürdistanlı olmak, Suçumuz; ülkemizin parçalanmasına, statüsüz bırakılmamıza kayıtsız kalmamamız, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir