Anasayfa / Haber Arşivi / Kadına yapılanlar baskının ötesinde terördür!

Kadına yapılanlar baskının ötesinde terördür!

Son 24 saatte İzmir, Antalya, Çorum ve Yalova’da biri öğretim görevlisi 4 kadın, eşleri yani en yakınları tarafından öldürüldü!

 

Kadına yapılanlar baskının ötesinde terördür!

 

Kadın üzerindeki teröre son!

 

Son 24 saatte İzmir, Antalya, Çorum ve Yalova’da biri öğretim görevlisi 4 kadın, eşleri yani en yakınları tarafından öldürüldü!

 

Bu, binlerce yıldır devam eden kadın katliamlarından sadece bir günlük, sadece Türkiye’de, sadece basına yansıyan ve üstelik sadece ölüm bilançosudur!

 

“Türkiye’de her 3 kadından 1’i şiddete maruz kalmaktadır. Fiziksel şiddetle karşılaşan kadınların oranı yüzde 34’tür. Dünya Ekonomik Forumu’nun toplumsal cinsiyet eşitliği verilerine göre Türkiye, eşitliği sağlamada 134 ülke arasında 126. sıradadır. Son 7 yılda kadın cinayetleri yüzde 1400 artmış, son 6 ayda 26 bin aile içi şiddet olayı yaşanmış, 180 günde öldürülen kadın sayısı 130’a ulaşmıştır. 2005’den bu yana 4 bine yakın kadın şiddete kurban gitmiştir.”

Bu tablo “kadına yapılan baskı” ile ifade edilemez. Tepeden tırnağa kadına terör uygulanıyor ki bu yeni de değil başından beri süre gelen bir uygulamada yeni olan kadın üzerindeki terörün artık basın yoluyla kamuoyuna yansımadır. Tabii ne kadarı yansıyor? Bu sorunun yanıtını ise hiçbir araştırma anketi tam olarak açığa çıkartamaz!

Rakamlarla görüldüğü gibi durum iyileşeceğine, kadına yönelik fiziki ve manevi şiddet azalacağına tersine artış gösteriyor. Buna karşın şiddeti her geçen gün kanıksanıyor. Öyle ki kadın cinayetleri istatistik verilerle anılır hale gelindi. Politikacılar için istatistiklerden ve hukukçular için dosyalardan ibaret.

Katledilen kadınların adları, umutları, acıları, sevinçleri, korkuları vardı. Bütün bunlar rakamlara indirgeyip tozlu raflarda unutulmaya mahkûm edilemez. Tıpkı 30 yıldır Kürdistan’da süren savaşta kaybettiğimiz on binlerce canı unutmamamız gerektiği gibi.

 

Kadına şiddet ve terör neden artıyor?

Kadına baskı ve şiddet uygulamasında, dünyada Müslüman ülkeler başı çekiyor. Bunun üzerinde başta hükümet ve bağlı dini kurumlar olmak üzere herkes derin düşünmeli. Madem “cennet anaların ayakları altında”, neden bunu her gün tekrarlayan erkekler en yakın kadınlarını (analarını) öldürmektedirler?

*Eğitim sistemi içindeki yeri, işgücü içindeki konumlanışı ve aile ile inanç sistemi içindeki yerine varana kadar hepsinde kadın ikinci sınıf insan muamelesini görürse;

*Anayasa’daki toplumsal cinsiyet eşitliği vurgularına rağmen Hükümet, “kadının yeri evidir, çocuklarına baksın” yaklaşımını pratik politikalarla sürdürürse;

*Dolaysıyla siyasi irade, devlet erki ve ekonomik sistem, kadına yönelik ekonomik, sosyal ve kültürel ayrımcılığı teşvik eden uygulamalara imza atarsa;

*Dayak cennetten çıkmıştır” söylemiyle övünülürse;

* Komutandan dayak yiyen askere “seni kimin iyiliği için dövüyorum” sorusuna dayak yiyen asker, “benim iyiliğim için komutanım” yanıtına zorlanırsa;

*Birden fazla kadınla evliliği “dini buyruk” olarak benimseyen ve yaşamında uygulayan bir hükümet 12 yıldır iktidarda olursa;

Kadına yönelik manevi ve fiziki şiddetin artması da doğaldır.

 

Neler yapılabilir acilen:

Öncelikle; şiddetin durması için devletin gerekenleri yapmamasını kabullendik. Hesap sormamız gerektiği, tepki vermemiz ve şiddetin durması için gerekenin yapılmasını sağlamamız gerektiği aklımıza gelmiyor. Duyuyor birkaç saniye için öfkeleniyor ve unutuyoruz. Hani ateş düştüğü yeri yakar denir ya tam da öyle. Ateş bizi yakmadığı sürece kılımızı kıpırdatmıyoruz. Bu yaklaşım aşılmalıdır!

 

İkincisi;  Koruma talebinde bulunan kadınların çoğu ya ciddiye alınmıyor ya da tedbirler yetersiz. Koruma talep eden kadına zamanında ve güvenli koruma basıncı artırılmalıdır.  

 

Üçüncüsü; kadına yönelik manevi ve fiziki şiddete cezai yaptırımların ağırlaştırılması, hükümetin adli, idari ve hukuki tedbirleri biran önce alması için baskı oluşturulmalıdır.

 

Dördüncüsü; ekonomik olarak erkeğe bağımlı kadına istihdam, sosyal destek sağlanmıyor, kadın sığınma evleri komik seviyede az. Ne yerel yönetimler ne de bakanlık sığınma evleri konusunda gereken çalışmayı yapmıyor. Yerel yönetimler ve bakanlık buna zorlanmalıdır.

 

Beşincisi; bütün bunlardan daha önemli olan; kadının toplumsal algıdaki yerinin değişmesi için başta gelen zihinsel değişim uğruna mücadele yükseltilmelidir.

Kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini bir kez daha lanetliyoruz!  17-12-2013

 

Özgürlük ve Sosyalizm Partisi

Partili Kadınlar

 

 

Bu habere de bakabilirsiniz.

BEKTAŞ KESKİN (PİROĞLU) DEDE SONSUZLUĞA UĞURLANIYOR!

Siyasi mücadelesinde THKO ile başlayan Piroğlu, THKO’nun ayrışması sürecinde THKO – MB saflarında yer alarak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir